Bilim dünyası, Grönland balinalarının 200 yılı aşan ömürlerinin sırrını çözmeyi başardı. Rochester Üniversitesi araştırmacıları, balinalardaki özel bir proteinin DNA onarım mekanizmasını tetikleyerek insanlarda kanser ve yaşlılığa bağlı hastalıkların tedavisinde devrim yaratabileceğini vurguluyor. Modern tıp , insan ömrünün biyolojik sınırlarını zorlayacak bir keşfe imza attı. Nature Dergisi' nde yayımlanan ve geniş yankı uyandıran araştırmaya göre, Grönland balinalarının (Bowhead) genetik haritası, uzun ve hastalıksız bir yaşamın anahtarını barındırıyor. Bilim insanları, bu dev memelilerin DNA hasarlarını onarma konusundaki olağanüstü yeteneğini insan hücrelerine aktarmanın yollarını arıyor. Araştırma sonuçları, doğru genetik müdahalelerle insan ömrünün bugünkü ortalamasının iki katına çıkabileceği öngörüsünü destekliyor. DNA ONARIMINDA DEVRİM: CIRBP PROTEİNİ Rochester Üniversitesi'nden Profesör Vera Gorbunova ve Profesör Andrei Seluanov liderliğindeki ekip, balinaların genet...
Yurttaşlar baharın gelişini kırmızı ve beyaz yünlerden yapılan marteniçka bilekliklerle kutluyor. Peki, Marteniçka ne zaman çıkarılır, ayın kaçında çıkarılır? Marteniçka çıkarma tarihi Baharın gelişini simgeleyen kırmızı ve beyaz iplerden yapılan marteniçka bileklikleri, 1 Mart itibarıyla pek çok kişinin bileğinde yerini aldı. Peki, Marteniçka ne zaman çıkarılır, ayın kaçında çıkarılır? Marteniçka çıkarma tarihi MARTENİÇKA NE ZAMAN ÇIKARILIR? 1 Mart itibariyle bileklerde yer edinen Marteniçkalar, Bulgar inançlarına göre doğada yeşil ya da uçan bir leylek görüldüğünde bilekten çıkarılıp dilek tutularak doğaya bırakılıyor. MARTENİÇKA BİLEKLİĞİ LEYLEK GÖRMEDEN ÇIKARILIR MI? Eğer Mart ayı içinde leylek görülmezse, marteniçkalar 31 Mart’ta çıkarılıyor. Kimi insanlar, gelecek yıl yeniden kullanmak üzere saklarken, bazıları dilek dileyerek toprağa gömüyor ya da bir taşın altına bırakıyor. Marteniçkayı bir ağaca bağlamanın, dileklerin kabul olmasını hızlandırdığı düş...
Osmanlı mutfağından günümüze uzanan padişah lokumu, dışı hafif çıtır, içi yumuşacık dokusuyla şerbetli tatlı sevenlerin favorisi. Evde kolayca hazırlayabileceğiniz bu lezzet, misafir sofralarına da çok yakışıyor. Osmanlı mutfağından günümüze uzanan zarif tatlılardan biri olan padişah lokumu , dışı hafif çıtır, içi ise yumuşacık dokusuyla şerbetli tatlı sevenlerin favorileri arasında yer alır. İrmikli hamurun içine saklanan cevizli harç ve fırından çıktıktan sonra buluştuğu şerbet, bu tatlıyı hem pratik hem de gösterişli kılar. Evde kolayca hazırlayabileceğiniz padişah lokumu, misafir sofralarına da çok yakışır. PADİŞAH LOKUMU İÇİN GEREKLİ MALZEMELER Hamuru için: 125 g tereyağı (oda sıcaklığında) 1 çay bardağı sıvı yağ 1 çay bardağı yoğurt 1 yumurta 1 çay bardağı irmik 1 paket kabartma tozu 1 paket vanilin Aldığı kadar un İç harcı için: 1 su bardağı çekilmiş ceviz 1 tatlı kaşığı tarçın (isteğe bağlı) Şerbeti için: 2,5 su bardağı toz şeker 2,5 su bardağı su Birkaç damla limon suyu P...
Bilim insanları bazı bitkilerin problem çözebilecek kadar zeki olduğunu öne sürdü. Abone Ol Genel kabule göre zeka, merkezi bir sinir sistemi gerektiriyor. Bu sayede elektrik sinyalleri bilgiyi sinir hücreleri arasında taşıyarak işlenmesini sağlıyor. Böyle bir sistemden mahrum olan bitkilerdeyse su, mineral ve diğer besinleri taşıyan bir dolaşım sistemi yer alıyor. Bu nedenle bitkilerin zekaya sahip olmadığı kabul edilirken ABD'deki Cornell Üniversitesi'nden araştırmacılar bu tanımın güncellenebileceği görüşünde. 'KIRMIZI IŞIĞI YAPRAKLARDAN YANSITMA BİÇİMİNİ DE DEĞİŞTİRİYOR' Independent Türkçe'de yer alan bilgilere göre Plant Signaling and Behavior adlı hakemli dergide yayınlanan araştırmada Kuzey Amerika'da bulunan bir altınbaşak türü olan Solidago altissima incelendi. Bu bitkiler böcekler tarafından yenmeye çalışıldığında uçucu organik bileşik denen bir kimyasal salgılayarak hasar gördüğü ve iyi bir besin kaynağı olmadığı sinyalini veriyor. Bitki aynı anda k...
Üniversiteye nerede gideceğinizi seçmek, bir kişinin hayatındaki en önemli kararlardan biri olmaya devam ediyor. Doğru okul, ödüllendirici bir kariyere giden yolu açabilir; yanlış olan mezununu pişmanlık içinde bırakabilir. İşte, kazanılması en zor 10 üniversite... Abone Ol Üniversite lerin öğrencilere yeni bakış açıları ve düşünce biçimleri kazandırmak gibi özellikleri de var. Haliyle çeşitli bakımlardan benzerlerinden ayrılan, söz gelimi öğrencilerine hem parlak bir kariyer vadeden ve hem de onların sosyal ve kültürel gelişimine katkı sunan üniversitelere rastlamak mümkün. Yüksek notların yanında öğrencilerinden keskin bir zeka veya bazen kabarık bir cüzdan talep eden kurumlar da var. Peki, kazanması en zor üniversiteler hangileri? Minerva Üniversitesi (San Francisco, Kaliforniya) Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü (Pasadena, Kaliforniya) Stanford Üniversitesi (Stanford, Kaliforniya) Harvard Üniversitesi (Cambridge, Massachusetts) Massachusetts Teknolo...
Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nden Prof. Dr. İbrahim Tellioğlu, Rus arkeolog Rudenko'nun 1949 yılında Altay Dağları eteklerinde bir mezardan çıkarttığı dünyanın en eski halısının Türklere ait olduğunu söyledi. Prof. Dr. Tellioğlu, “Halının üzerinde kullanılan hayvan figürleri, süvari resimleri, süvari atlarının kuyruğunun bağlı olması, Hun gülü gibi motifler sanat tarihi açısından bu halının Türklere ait olduğunu gösteriyor" dedi.
Rusya'nın St. Petersburg kentindeki Hermitage Müzesi'nde sergilenen ve yaklaşık 2 bin 500 yıl öncesine ait olduğu düşünülen, dünyanın en eski halısı Rus arkeolog C.I. Rudenko tarafından 1947-1949 yılları arasında yapılan çalışmayla Sibirya'daki Altay Dağları'nın eteklerinde 'Pazırık Kurganı' olarak da adlandırılan oda mezar içinde bulundu. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Fen- Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nden Prof. Dr. İbrahim Tellioğlu, Pazırık Kurganı'nda çıkan dünyanın en eski halısının Türklere ait olduğunu bildirdi.
'ÜSTÜN KÜLTÜRE SAHİBİZ'
Türklerin tarihiyle ilgili dünyadaki yaygın tarih algısında önemli bir problem olduğuna işaret eden Prof. Dr. İbrahim Tellioğlu, “Dünyada Türklerin tarih boyunca güçlü orduları olduğunu herkes kabul ediyor. Aynı şekilde devlet kurma kabiliyeti olduğu da kabul edilir. Yani hem askeri hem siyasi olarak Türklerin üstünlüklerini kabul ediyorlar. Ancak aynı çevreler Türklerin uygarlık tarihinde bir yer edinemediğini söylüyorlar. Pek çok araştırmacı o yüzden Türkleri 'ilkel' olarak nitelendirmekte sakınca görmez. Hatta dünyada Türkler ile ilgili meşhur bir kitabın önsözünde, Türklerin tarihini, barbarlığın tarihi olarak yazmakla bu davranış biçimini çok normal hale getirirler. Ancak dünya bunun gerçek olmadığını iki olayla gördü" dedi.
TÜRKLERİN DÜĞÜM ATMA ŞEKLİ
Birincisinin 1949'da Rudenko tarafından duyurulan Pazırık Halısı olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tellioğlu, “Her milletin dokuma yaparken kendine has düğüm atma şekli vardır. Sanat tarihçileri Pazırık Halısı'nın düğüm atma şeklinin Türk düğüm atma şekli olduğunu yazarlar. Halının üzerinde kullanılan hayvan figürleri, süvari resimleri, süvari atlarının kuyruğunun bağlı olması, Hun gülü gibi motifler sanat tarihi açısından bu halının Türklere ait olduğunu gösteriyor" diye konuştu.
HALIDAKİ MOTİFLERİN ANLAMI
Rudenko'nun halının bu özelliklerini yazmasına rağmen onu Hint Avrupalılara bağladığını ifade eden Prof. Dr. Tellioğlu, "Rudenko'nun böyle demesi, yukarıda bahsettiğim tarih görüşünün bir yansımasıdır. Oysa bu doğru değildir. Türk dünyasının her yerinde bu motiflerin binlerce yıldır kullanılıyor olması Pazırık Halısı'nın ait olduğu kültür grubunu göstermektedir" dedi
Dünyanın en eski halısının Türklere ait olduğunun ortaya çıkmasının bir tarih görüşünü de ortadan kaldıracağına işaret eden Prof. Dr. Tellioğlu, “Mesele de aslında burada düğümleniyor. Burada semboller üzerinden büyük bir kavga yaşanıyor. Uygarlık tarihinde Türklerin yeri olmadığını iddia eden tarih görüşü, bu halı ile birlikte büyük itibar kaybediyor" yorumunu yaptı.
2500 YILLIK ALTIN ELBİSE
İkinci olarak da 1970'de Kazakistan'ın Almatı şehri yakınlarındaki Esik kasabasında bir kurgan bulunduğunu belirten Prof. Dr. Tellioğlu, “Bu kurganda da günümüzden 2500 yıl öncesine ait üzerinde altın elbise olan mumyalanmış bir ceset bulundu. Çevresindeki eşyalardan ve gümüş kase içerisindeki bir yazıdan bu altın elbiseyi yapanların Türkler olduğu anlaşılıyor. O dönemde Türklerin bu kadar ilerlemiş bir teknolojiye ve estetik değerlere sahip olması medeni bakımdan oldukça ileri olduklarını göstermektedir. Altın elbise ve yanındaki değerli süs eşyaları yapıldığı çağda Türkleri barbar olarak niteleyenler çok ilkel bir hayat yaşıyordu" dedi.
'Dünyanın en eski halısı Türklere ait'
Reviewed by Ad / Zakir KAYA, Prof. Dr., KAYA NET GRUBU YÖNETİM KURULU BAŞKANI
on
Nisan 12, 2020
Rating: 5
Hiç yorum yok