Dünyanın tek karasız denizi olan Sargasso Denizi, okyanusun ortasında, kara sınırları olmadan varlığını sürdürüyor. Bu gizemli deniz, yalnızca deniz biyologlarını değil, iklim bilimcileri de büyülüyor. Sargasso Denizi , Kuzey Atlantik Okyanusu ’nun ortasında yer alıyor. Diğer denizlerin aksine hi çbir kara parças ıyla çevrili de ğil. Coğrafi sınırlarını karalar değil, tamamen okyanus akıntıları oluşturuyor. Bu özelli ğiyle, d ünya üzerindeki tek “ karas ız deniz ” unvanına sahip. SINIRLARINI AKINTILAR BELİRLİYOR Sargasso Denizi, d ört büyük ak ıntı tarafından çevreleniyor: bat ısında K örfez Ak ıntısı (Gulf Stream), kuzeyinde Kuzey Atlantik Akıntısı, doğusunda Kanarya Akıntısı ve g üneyinde Kuzey Ekvator Ak ıntısı yer alıyor. Bu dev su k ütlesi, ak ıntıların d öngüsüyle sabit bir form olu şturuyor adeta g örünmeyen duvarlarla çevrili bir “su adas ı” gibi. SARGASSUM BİTKİLERİYLE KAPLI Deniz, adını y üzeyini kaplayan Sargassum adl ı yosun t üründen al ı...
2025 Nobel Tıp Ödülü’nü, bağışıklık sisteminin kendi dokularına saldırmasını engelleyen mekanizmaları keşfeden Mary Brunkow, Fred Ramsdell ve Shimon Sakaguchi kazandı. Üç bilim insanının çalışmaları, kanser ve otoimmün hastalıkların tedavisinde yeni ufuklar açtı. 2025 yılı Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü, bilim insanları Mary Brunkow, Fred Ramsdell ve Shimon Sakaguchi’ye verildi. Üçlü, “periferik bağışıklık toleransı” konusundaki keşifleriyle ödüle layık görüldü. İsveç’in Karolinska Enstitüsü bünyesindeki Nobel Meclisi tarafından yapılan açıklamada, “Laureatlar, bağışıklık sisteminin vücudun kendi dokularına saldırmasını engelleyen temel mekanizmaları ortaya çıkarmış ve bu alanda yeni tedavi yollarının önünü açmıştır” denildi. Bu keşifler, kanser ve otoimmün hastalıklar gibi bağışıklık sistemiyle ilişkili birçok hastalığın tedavisinde yeni araştırma alanlarının doğmasına yol açtı. Kazananlar, 11 milyon İsveç kronu (yaklaşık 1,2 milyon dolar) para ödülünün yanı sır...
Abone Ol TÜRKİYE Batık Envanteri Projesi çalışmaları kapsamında Muğla’nın Marmaris ilçesi Bozburun Mahallesi açıklarında Koca Piri Reis Araştırma Gemisi ile çalışan Türk bilim insanları, su altında Tunç Çağı'ndan kalma liman izleriyle, yaklaşık 4 bin yıllık yüzlerce tarihi esere ulaştı. Kültür ve Turizm Bakanlığı izni ile Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknoloji Enstitüsü'nden bilim insanlarının yürüttüğü proje yaklaşık 2 yıldır devam ediyor. Türkiye kıyılarındaki batıkların envanterini çıkarmak üzere yürütülen çalışmada çarpıcı arkeolojik keşiflere imza atılıyor. Önceki gün çalışma kapsamında Marmaris-Bozburun bölgesinde Minos uygarlığına ait olduğu tahmin edilen izlere rastlayan bilim insanları , çok az verinin ele geçtiği Tunç Çağı ticaret rotalarına ilişkin bilgileri de arkeoloji dünyasının dikkatine sundu. Tunç Çağı'nda su seviyesine ilişkin bilimsel çalışma yaptıkları sırada sürpriz şekilde yüzlerce konik kap, tezgah ağırlıkları, mutfak kaplar...
Işıklar ülkesi Fethiye de Dünyanın en iyi Androjen süper modellerinden Ferhat Şirin'in moda ve ünlü dergilere kapak olacak fotoğraflarının çekimlerini gerçekleştirdik. Sanat yönetmenliğini ve danışmanlığını üstlendiğim bu proje için, ciddi bir alt yapı çalışması gerekliydi. Hikayesinden, mekanlarına kadar bütün detayların aylarca titizlikle hazırlığını yaptık. Bunun içinde oluşturduğum ekiple bir dizi maceralı, disiplinli bir çalışma yürütürken, alanının en iyileriyle de çalıştık. Şükür model Ferhat Şirinle ilk yola çıktığımızda bahar aylarında düşündüğümüz çekimler pandemi dönemine denk gelmesinden dolayı biraz gecikmeli oldu. Ama sonuç olarak harika bir enerjiyle ve ekip çalışmasıyla güzel sonuçlar aldık. Likyalılar zamanında "Işıklar Ülkesi" olarak tanınan Fethiye'nin eski adı"Meğri"dir. Bu ad, Rumca'da "uzak diyar" anlamına gelen Makri'den geliyor. Ölüdenizi ve eşsiz kumsalları, koylarıyla, ormanları ve tarihsel yeriyle önemli bir...
HERŞEY İNSANDA "Bir kahvenin, bir demli çayın belki de bir damla suyun alışılmış tadını, başka bir insan değiştirebilir. Hatta tatsız bir çayla bile gönlüne kokusunu bırakabilir... Mesele çay değildir...semaver, ateş veya dağın başı, deniz manzarası ya da balkon trabzanları da değildir. Mesele samimiyettir. Yeni bir yola çıktıysan geriye boynunu çevirip çevirip dönmemektir. Kötü bir günü ya da geçmişten kalan yaraları, bir insan iyileştirebilir... Bir insanın yüzü, kalbi, ruhu güzelleştirebilir. Mesele, iyi niyet ve gayrettedir. Mutlu bir an, eskiye ayağın takılıp takılıp tökezleyip durmazsan, belki, yeni bir insanla hiç eskimeyecek anılara, yarınlara gebe olabilir... Mesele, görebilmekte, hissedebilmektedir. Bir insan, bir insan'a sil baştan dedirtebilir ve hatta eskisinden daha da mutlu edebilir... Mesele, can-ı gönülden isteyebilmektedir... İnsan, insana lazımdır, Allah'ta kula... Mesele, inancının kuvvetindedir. İnsan insana okyanus olmalıdır, yorulunca...
ÇANAKKALE'nin Lapseki ilçesine bağlı Beybaş köyünde, ailesiyle birlikte kiraz hasadı yapan Zeynep Ayhan (18), dinlenmek için mola verip altında oturduğu ağacı incelerken bir kiraz ve yaprağın üzerinde, Budistlere göre 3 bin yılda bir açtığına inanılan 'udumbara' çiçeğini fark etti. Ayhan, "Yaptığım araştırmada, Budizm inancına göre bunun cennetten gelen hayır çiçeği olduğunu öğrendim" dedi.
Umurbey beldesine bağlı Beybaş köyünde ailesiyle birlikte yaşayan ve üniversite sınavına girmeye hazırlanan Zeynep Ayhan, kiraz hasadı yaparken gözle görülmesi zor olan ve 'avatar' da denilen 'udumbara' çiçeğini fark etti. Çalışmaya mola verip kiraz ağacının altında oturduğu sırada bir kiraz ve yaprağın üzerinde daha önceden de bir kitapta okuduğu ve bilgi sahibi olduğu Udumbara çiçeğini görüp, heyecanla babası Muammer Ayhan'a gösterdi. Zeynep Ayhan, Budizm efsanesinde yer alan ve 'cennetten gelen hayır' olarak bilinen çapı 7 mm, gövdesi ise 1 mm olan efsane çiçeği bulduğu için kendisini şanslı hissettiğini söyledi
Budistlerin inandığı efsaneye göre, 'udumbara' çiçeğinin özel ve değerli bir tür olduğunu ifade eden Zeynep Ayhan, çiçek sönünceye kadar kiraz ve yaprağı özenle saklamaya karar verdi. Yaprak ve kiraz üzerinde iki gün koruyabildiği çiçeği akrabalarına ve arkadaşlarına da heyecanla gösteren Ayhan, "Bu çiçeğe ilişkin bir bilgiyi daha önce okumuştum. Aklıma geldi, çiçeği gördükten sonra araştırınca Budizmin inancına göre cennetten gelen hayır çiçeği olan Udumbara olduğunu öğrendim. Babamla paylaştım. Kirazda da vardı ama kirazdaki düştü. Sonra kiraz yaprağında fark ettim. Dikkatimi çekti. Kiraz yaprağını kopardığımda daha canlıydı ve çok belliydi. Araştırıp detaylı bilgi sahibi olduktan sonra saklamak istedim" dedi.
UDUMBARA EFSANESİ
Budistlerin inandığı efsaneye göre, 'Youtan Poluo' olarak bilinen udumbara çiceği, 3 bin yılda bir çiçek veriyor. Udumbaranın eski Hint bölgesinin en eski dili Sanskritçe’deki anlamı 'Cennetten gelen hayır çiçeği' olarak biliniyor. Ağaçların dallarında parazit olarak yetişen udumbara çiçeği, üzerinde yaşadığı ağacın meyvesi içinde yetiştiği için gözle fark edilmesi çok zor. 3 bin yılda bir açtığı söylenen çiçek bu nedenle Budist efsanesinde çok nadir olayların sembolü olarak kabul ediliyor. Budizm efsanesinde Udumbara çiçeği ortaya çıktığı zamanlarda bir kralın doğacağına inanılıyor. Uzmanlar ise udumbara çiçeği olarak lanse edilen organizmanın, aslında bir böceğe ait yumurtalar olduğunu belirtiyor.
Çanakkale'de görüldü! 3 bin yılda bir açtığına inanılıyor...
Reviewed by Ad / Zakir KAYA, Prof. Dr., KAYA NET GRUBU YÖNETİM KURULU BAŞKANI
on
Haziran 22, 2020
Rating: 5
Hiç yorum yok